Nesîbe binti Kâ‘b – Ümmü Umâre (r.anha)

Uhud’un Kahraman Pervanesi: Hz. Ümmü Ümâre (r.anha)

Hz. Ümmü Ümâre (r.anha), İslam’ın Medine’de filizlendiği ilk günlerde Mus’ab bin Ümeyr vasıtasıyla Müslüman olmuş, İkinci Akabe Biatı’na katılan iki kadından biri olma şerefine ermiş, Hazreç kabilesine mensup asil bir sahabi hanımdır. Onu İslam tarihinde ölümsüz kılan en büyük özelliği, ihtiyaç duyulduğunda kılıç kuşanarak savaşın tam ortasına atılan korkusuz bir mücahide ruhuna sahip olmasıdır. Hz. Ümmü Ümâre, Uhud’da Müslümanların zor duruma düştüğü kritik anlarda Peygamber Efendimiz’in (sav) etrafında çok az kişi kaldığını görünce tereddüt etmeden vücudunu siper etmiş; elindeki kılıç ve yayla müşrik saldırılarını göğüslemiştir. Bizzat Peygamber Efendimiz (sav) tarafından „Sağıma soluma döndükçe hep onu yanı başımda çarpışırken görüyordum“ sözleriyle takdir edilmiştir.

Bu savaşta oğlu yaralandığında, onun yarasını bizzat sarıp „Kalk yavrum, Allah Resûlü için çarpışmaya devam et!“ diyerek gösterdiği metanet, her türlü dünya sevgisinin üzerinde bir iman duruşudur. Peygamber Efendimiz (sav) ona „Ey Ümmü Ümâre, senin dayandığın şeye herkes dayanabilir mi?“ diyerek iltifat etmiş; o ise bu müstesna anı ebedi bir kazanca dönüştürmek için Efendimiz’den cennette komşu olmayı dilemiştir. Efendimiz’in „Allah’ım, bunları cennette bana komşu ve arkadaş eyle!“ duası, Hz. Ümmü Ümâre için aldığı çok sayıda ağır yaranın ve yaşadığı tüm sıkıntıların en büyük tesellisi olmuştur. Bu cesur duruş yalnızca Uhud ile sınırlı kalmamış; Hudeybiye, Hayber, Huneyn ve Mekke’nin Fethi gibi önemli dönüm noktalarında da aktif rol almıştır.

İlim sahasında da aktif olan Hz. Ümmü Ümâre, Kur’an ayetlerinin yalnızca erkekler üzerinden hitap etmesi üzerine kadınların durumunu sormuş ve bu vesileyle Ahzâb Suresi’nin 35. ayetinin nâzil olmasına vesile olmuştur. Peygamber Efendimiz’in (sav) vefatından sonra Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi halifeler tarafından büyük bir saygı ve ikramla karşılanan bu bahtiyar anne; sadakati ve yılmaz cesaretiyle İslam tarihinde kadının gücünü ve imanının sarsılmazlığını temsil eden en parlak simalardan biri olmuştur.

"Ammar’a düşman olan, Allah’a düş­man olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran, Allah’ı kızdırmış olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90)