Göklerde Nikahlanan Müminlerin Annesi: Hz. Zeyneb bint Cahş (r.anha)
Hz. Zeyneb bint Cahş (r.anha), Peygamber Efendimiz’in (sav) halası Ümeyme’nin kızıdır ve asil bir Kureyş ailesine mensuptur. İslam tarihinin en önemli dönüm noktalarından birinde rol alan Hz. Zeyneb, ilk olarak Peygamber Efendimiz’in (sav) azatlı kölesi ve evlatlığı Hz. Zeyd bin Hârise ile evlenmiştir. Bu evlilik bizzat Efendimiz (sav) tarafından, İslam’daki „insanların eşitliği“ prensibini pekiştirmek ve hür bir kadının azatlı bir köleyle evlenmesinde hiçbir sakınca bulunmadığını göstermek amacıyla teşvik edilmiştir. Ancak karakter farklılıkları nedeniyle bu evlilik kısa sürmüş ve boşanmayla sonuçlanmıştır.
Hz. Zeyneb’in hayatındaki asıl büyük hadise, boşanmanın ardından Peygamber Efendimiz (sav) ile evlenmesidir. Bu nikah, o dönemdeki köklü bir cahiliye geleneğini yıkmak; yani evlatlığın öz evlat gibi sayılması ve onun boşadığı eşle evlenilememesi anlayışını ortadan kaldırmak üzere Yüce Allah’ın emriyle gerçekleşmiştir. Ahzâb Suresi’nde bu nikahın bizzat Allah tarafından kıyıldığı bildirilmiş; böylece evlatlık müessesesinin hukuki sınırları netleşmiş ve asılsız bir gelenek tarihe gömülmüştür. Hz. Zeyneb, bu ilahi seçilmişliğinden haklı bir onur duyar ve „Sizin nikahınızı aileniz kıydı, benimkini ise yedi kat göğün üzerinden Allah kıydı“ derdi.
Hz. Zeyneb, bu özel nikahının yanı sıra derin takvası, ibadete düşkünlüğü ve eşsiz cömertliğiyle de tanınırdı. Kendi el emeğiyle deri işleyerek ve boncuk dizerek kazandığı parayı son kuruşuna kadar fakirlere dağıtmasıyla meşhurdu. Peygamber Efendimiz’in (sav) „İçinizden bana en çabuk kavuşacak olanınız, kolu en uzun yani en cömert olanınızdır“ müjdesine nail olmuş; nitekim Efendimiz’in vefatından sonra ona ilk kavuşan hanım o olmuştur. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde kendisine tahsis edilen maaşı eline sürmeden Medine’nin yoksullarına dağıtmıştır. Hicretin 20. yılında, 53 yaşındayken arkasında tek bir dirhem bile bırakmadan bu dünyadan göç eden Hz. Zeyneb; takvası, cömertliği ve Allah’ın ona lütfettiği bu benzersiz şerefle İslam tarihine adını nakşetmiştir.
"Ammar’a düşman olan, Allah’a düşman olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran, Allah’ı kızdırmış olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90)
Hadis-i Şerif


