Safiyye binti Abdulmuttalib (r.anha)

İslam’ın Kahraman Halası: Hz. Safiyye bint Abdülmuttalib (r.anha)

Hz. Safiyye (r.anha), Peygamber Efendimiz’in (sav) halası, Hz. Hamza’nın öz kız kardeşi ve cennetle müjdelenen on sahabiden biri olan Hz. Zübeyr bin el-Avvam’ın annesidir. Miladi 567 yılı civarında Mekke’de dünyaya gelmiş, Peygamber Efendimiz’i (sav) çocukluğundan itibaren anne şefkatiyle bağrına basmıştır. Yeğeni peygamberlikle vazifelendirildiğinde hiç tereddüt etmeden iman etmiş ve her türlü güçlüğe göğüs geren ilk Müslüman hanımlar halkasına katılmıştır. Kardeşi Ebû Leheb’in Peygamber Efendimiz’e (sav) yaptığı zulümlere karşı dimdik durmuş, yeğenini savunmaktan bir an bile geri durmamıştır.

Hz. Safiyye, İslam tarihinde sadece bir anne ve hala olarak değil, aynı zamanda İslam davasına canıgönülden adanmış bir hanım olarak derin izler bırakmıştır. Uhud ve Hendek Gazvesi gibi çetin dönemlerde yaralıları tedavi etmiş ve cephede aktif hizmetlerde bulunmuştur. Hendek Gazvesi sırasında sığındıkları kaleye girmeye çalışan bir casusu etkisiz hâle getirerek savunmasız kadın ve çocukların canını korumuştur. Uhud Gazvesi’nde ise kardeşi Hz. Hamza’nın acı haberi kendisine ulaştığında büyük bir teslimiyetle „O bu felakete Allah yolunda uğradı, sabredeceğim“ diyerek kadere rıza göstermiş; bu sabrı üzerine Peygamber Efendimiz’in (sav) özel dualarına ve müjdelerine mazhar olmuştur.

Hz. Safiyye, sadece cesaretiyle değil, edebî yönüyle de tanınan bir şahsiyetti. Yazdığı şiir ve mersiyeler, özellikle Peygamber Efendimiz ve Hz. Hamza için söylediği beyitler, bugün bile İslam edebiyatının duygu yüklü eserleri arasında yer almaktadır. Peygamber Efendimiz’in (sav) vefatına kadar ona en yakın destekçilerden biri olan Hz. Safiyye, Hicretin 20. yılında vefat etmiş ve Bakî Mezarlığı’na defnedilmiştir. O; anneliği, sarsılmaz imanı ve kaleme aldığı içli şiirleriyle İslam kadınının izzetini ve gücünü temsil eden en yüce şahsiyetlerden biri olarak tarihe geçmiştir.

"Ammar’a düşman olan, Allah’a düş­man olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran, Allah’ı kızdırmış olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90)